“R” Sesini Söyleyemeyen Öğrenciler

“R” Sesini Söyleyemeyen Öğrenciler

     Konuşma dilindeki sesler, nefesin ses  bantlarını titreştirerek yada titreştirmeden gırtlaktan geçtikten sonra ağız ve burun boşluğunda şekillenmiş halidir.

     Konuşma seslerini çıkarma işlemine söyleyiş (artikülasyon) denir. Dinleyici konuşma seslerini atlanmış, yer değiştirmiş, eklemeler ve çarpıtmalar yapılmış gibi algılıyorsa söyleyiş (artikülasyon) bozukluğundan bahsedilebilir.

 

NEDENLER:

Yapısal Nedenler:

  • · Ağız içi, dudak, dil  gibi konuşma organlarının bozukluğu, (Dudakların yarıklığı veya dudağın olağan dışı gergin olması)
  • · Dil kaslarının normal işleyişten yoksun olması,
  • · Dil bağı denilen bağlantının dil ucuna yakın oluşması,
  • · Damağın çok yüksek veya düz  olması,  damak yarıklığı ve burunda et olması,
  • · Çene kas ve sinirlerinin bozukluğu,
  • · İşitme kaybı,
  • · Zihinsel gerilik,

Görevsel Nedenler:

  • · Konuşma organları tam ve sağlıklı olduğu halde, konuşmada üstlendiği görevi tam ve sağlıklı olarak yerine getiremediği durumlardır. Bu  durumlar çoğunlukla öğrenme ve alışkanlıkla ilgilidir.
  • · Evde yabancı bir dil konuşulması veya konuşulan dilin yetersiz olması,
  • · Konuşmayı kazanma ve pekiştirme döneminde çocukla ilgilenecek bir yetişkinin  olmaması,
  • · Çocuğa konuşmayı öğretmek için izlenilen yolun yanlış olması (baskıcı, eleştirici tutumlar gibi).

Psikolojik Nedenler:

  • · Çocuğun zihin düzeyinin konuşmayı zamanında ve doğru kazanabilmesini engellemesi,
  • · Çocuğun duygusal bir çatışma içinde olması,
  • · Ana baba arasında geçimsizlik, maddi sorunlar, göç gibi sorunlar,
  • · Çekingen ve utangaç kişilik,
  • · Konuşmanın kazanılması için gereken algıya sahip olmamanın yol açtığı ses belleği ve ses ayırım gücünde zayıflık,
  • · Konuşmasında sonradan gerileme oluşan çocuklarda yapısal ve görevsel  bulgular normal olursa konuşma özrünün nedenini psikolojik nedenlerde aramak gerekir.

 

BELİRTİLER:

  • · Çocuk ana dilinin bağımsız veya bileşik sesleri doğru ve anlaşılır şekilde çıkaramıyorsa ve çıkardığı sesler aynı yaş grubundaki çocukların çıkarması gereken seslerden farklılık gösteriyorsa,
  • · Eğer artikülasyon bozukluğu çocuğun konuşmasını anlaşılmaz hale sokuyorsa ve konuşma etrafın dikkatini yoğun olarak çekiyorsa,
  • · Belirti olarak ta değerlendirilebilecek  dört şekilde görülebilir:

Atlamalar: Atlama yanlışlarında sözcüklerin yalnız bir kısmı söylenir,

Örnek : hayvan -ayvan ,rehberlik -reberlik ,saat -sat ,araba -arba

Yerine Koyma:Sözcüğün başı ,ortası  veya sonundaki bir sesin yerine başka bir ses kullanılır.

Örnek : Arı -ayı ,kitap-kipat , davul-dayul

Eklemeler:.sözcüklerdeki fazla sesleri içerir.

Örnek : Aşağı-aşşağı ,atmış-altmış ,eşek -eşşek, pencere -penicere ,saat- sahat ,

Çarpıtmalar:Sesler tam doğrru olmamakla birlikte gerçeğine yakındır. Ses, konuşma dilinde olmayan  yeni bir ses olarak çıkarılır.

Örnek : karagöz -kaxgöz ,ekmek -emme

ÖNERİLER:

Uzmana Öneriler

Artikülasyon bozukluklarını düzeltme çalışmaları dört aşamada gerçekleştirilebilir:

1.Nedenleri ortaya çıkarmak. Çocuğun probleminin giderilmesi için doğru bir tanılama gerekir. Tanılama ile birlikte nedenlerin ortaya çıkarılması da önemlidir. Eğer çocukta artikülasyon bozukluğunun nedeni yapısal bir bozukluksa, çoğu tıbbı tedavi ile düzeltilebilir, neden işitme engeline bağlı ise uygun tedavi ve işitme aracı kullanılır, zeka düzeyi düşük çocuklarda zeka seviyesine göre terapinin düzenlenmesi ve çocuğun mevcut kapasitesinden en iyi şekilde yararlanılması gerekir, aile atmosferi ve duygusal uyumsuzluk gibi engeller için psikolojik  çalışmalar yapılmalıdır.

2.Çocuğun probleminin farkına vardırılması. Çocuğun probleminin farkına vardırmak ve terapiye istekli hale getirmektir. Çocuğun bozuk çıkardığı sesler çocuk ve eğitimcisi tarafından beraberce listelenir. Böylece  çocuk hangi sesleri çıkaramadığını bilir ve bu seslerle çalışma yapacağının farkına varır.

3.Özürlü sesin düzeltilmesi.

       Artikülatör kaslar: çene-dudak-dil-ağız kasları gereği gibi işlemiyorsa;

  • · Yeni sesin konuşmada kullanılır hale getirilmesi,
  • · Terapinin sona erdirilmesi ve vaka incelemesi,
  • · Üfleme çalışması :Kibrit ,mum, söndürme ,kağıt üfleme pervane döndürme,
  • · Sakız çiğneme çalışması,
  • · Yalama çalışması: Dudaklara reçel, bal gibi tatlılar sürülerek yalama çalışmaları ile dil, dudak ağız kaslarının gelişmesinin sağlanması,
  • · Islık çalma çalışması,
  • · Dil yuvarlama çalışması,
  • · Dişleri birbirine vurma çalışması,
  • · Dudakların enlemesine, uzunlamasına açılıp kapanma çalışması,

Daha sonra sesin düzeltilmesi için;

  • · Çocuk yanlış çıkardığı sesin doğrusunu çok dinlemeli ,duymalı  sesin doğrusu        işitme merkezinde yer etmelidir,
  • · Sesin çalışması: Ele alınan yeni ses uyarı, taklit, fonatik değiştirme ve doğru sesli sözcükleri kullanarak öğretilebilir,
  • · Ayna karşısında doğru sesi çıkarma çalışması,
  • · Hece çalışması,
  • · Kelime çalışması,
  • · Atasözleri ,deyimler gibi karmaşık kelime çalışmaları.
  • · Bu aşamalar izlenerek aile, öğretmen ve terapistin yardımı ile artikülasyon bozukluğu olduğuna karar verilen çocuklar konuşmayı daha kolay ve kısa zamanda kazanabilir. Artikülasyonu olan her çocuk yardımla ve düzenli çalışma ile konuşmasını düzeltebilir.

 4 .Artikülasyon çalışmasının sonlandırılması.

Anne Babaya  Öneriler:

            Sağlıklı bir çocuğa sahip olmak her anne babanın en önemli isteklerinden biridir.  Anne babalar hamilelik döneminde çocukları için en güzel ve en bekledikleri özellikleri hayal eder, onların toplumun ve kendilerinin değer verdiği önemli gördüğü tüm özellikleri taşımasını dilerler. Herkes sağlıklı bir bebek isterken çocuğun farklı özelliklerinin olması aileyi değişik duygulara iter. Bu duyguların yerine çocuğumu nasıl tanıyabilir, onu eğitmek için ne yapabilirim sorularına aşağıdaki öneriler ve alıştırmalar ışık tutacaktır:

  • ·      Aile önce çocukta yapısal bir bozukluk olup olmadığını bir tıbbi kuruluştan yararlanarak öğrenebilir. (Çocukta görülen yapısal bozukluğun tedavisi mümkünse, hastanelerin cerrahi ve K.B.B ünitelerinde  tedavi edilebilir.)
  • · Eğer çocuğun artikülasyon bozukluğunun nedeni aile ortamı,  duygusal sorunlar  ise çocuğun psikolojik yardım alması yararlı olur .
  • · Aile çocukta artikülasyon bozukluğu olduğunu düşünürse; Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine başvurarak artikülasyon testi yaptırmalı ve artikülasyon çeşidi, hatalı seslerin sayısı ve başta sonda ya da ortada mı olduğu hakkında bilgi almalıdır.
  • · Anne-babalar bir uzmanla diyaloga geçerek çocuğun konuşma terapisinden faydalanmasını sağlasalar da,  bununla yetinmeyip evde çocuklarıyla bireysel olarak ilgilenmelidir.
  • · Yapısal bozukluk ve duygusal çatışmaya dayalı olmayan artikülasyon bozuklukları ailenin özverisiyle düzeltilebilir. Anne baba bu çalışma esnasında sevecen ve sabırlı olmalı hatalı seslerin birden düzeleceğini düşünmemelidir.
  • · İlk çalışma olarak aile çocuğun ağız, dudak, dil v.b artikülatör  organlarındaki kasları çalıştırma alıştırması yaptırmalıdır. Bunun için çocuk sakız çiğneyebilir, dudak kaslarını çalıştırmak için üfleme çalışması, dudaklara bal sürerek dudak yalama çalışılması, a-o harfleriyle ağız yuvarlama hareketleri, diş takırdatma hareketleri yapabilir.
  • · Aile çocuğun hatalı çıkardığı sesleri tespit ederek içinde bu seslerin bulunduğu kelimelerden oluşan  bir listeyi çocukla beraber hazırlayarak çocuğun listedeki kelimelerden haberdar olması sağlanabilir. Bu listeyi bazen yanlış bazen doğru telaffuz ederek okumalı ve her yanlış okunan telaffuzu bir işaretle belli etmesi istenir, daha sonra bütün kelime doğru telaffuz edilerek okunur ve çocuğun dikkati doğru sese çekilir. Çocukla beraber, hatalı çıkarılan seslerden ve kelimelerden oluşan bir hikaye hazırlanır, önce çocuk okur sonra aile doğrusunu okur, çocuk tekrar okuyarak kendi yanlışlarını işaretler. Burada amaç çocuğun doğru sese dikkatini çekmek ve doğru telaffuz etmesini sağlamaktır.
  • · Çocuk ve aile ayna karşısına geçerler, önce aile çocukla beraber hazırlanan kelime listesinin doğrusunu okur, sonra çocuktan okumasını ister, çocuk ebeveyninin ağız hareketlerine (ağzının hatalı sesi çıkarırken aldığı şekle dikkat ederek) bakarak doğrusunu çıkarmaya çalışır, hem doğrusunu hem yanlışını telaffuz eder, çocuk hem doğru sesin hem yanlış sesin farkını görür.
  • · Çocuk okula gidiyorsa Türkçe, Matematik, Fen, Sosyal Bilgiler gibi derslerden okuma çalışması yaptırılabilir. Aile, çocuğun yanlış çıkardığı seslere ilgisini çekerek, çocuktan yanlış okuduğu seslerin altını çizmesini isteyebilir. Bu ödevleri birde anne baba  yanlış okuyarak, her yanlışta çocuğun parmağıyla masaya vurması isteyebilir, sonra doğru telaffuz etme çalışmasına geçilebilir.
  • · Çocukla beraber oluşturdukları kelime listesiyle ilgili resimleri beraberce toplayarak bir dosya oluşturulur. Aile bu resimlerle doğru sesi çıkarma çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar yapılırken çocuk doğru çıkardığı sesler için ödüllendirilir. Çalışmanın son aşamalarında ödül azaltılarak uygun bir biçimde kesilmelidir.
  • · Aile çocuğa evdeki rutin işlerde de görev vererek, bu işleri yaparken çocuğun hatalı çıkardığı sese dikkati çekilebilir.
  • · Alıştırmaya önce ses ile başlanır, çocuk sesi doğru telaffuz ettikten sonra basit hecelere geçilir, en son kelimeye geçilir. Cümle önce kısa basit sonra atasözleri bilmeceler, tekerlemelere geçilebilir. Alıştırmalar çocuğun anlayabileceği gibi tane tane ve normal ses düzeyinde olmalıdır
  • · Bu çalışmalar yapılırken  çocuğu sıkmamak, onun hoşuna gidecek ortamlar yaratmak ve çocuğu ödüllendirmek çok önemlidir. Bu mesafe iyi ayarlanmazsa çocuk çalışmadan sıkılıp hiç konuşmama yolunu da seçebilir. Aile çocuğa sabırla yaklaşmalı, çalışmalarda aceleci olmamalı  ve hemen sonuç bekleme gayretine girmemelidir.
  • · Çocuktan aynı şeyi defalarca tekrarlamasını istemek çocuğu sıkar,  konuşmaya ilgisini azaltır ve çocuk sorulan sorulara cevap vermez. Başarıya ulaşmak için her sözü tam değeri ile seslendirmeye ve acele etmemeye özen gösterilmelidir.
  • · Çocuk doğru sesi kelime içinde de çıkarmaya başladığında hemen alıştırmalar sona erdirilmemeli ve çocuk takip edilmelidir.

Öğretmene Öneriler:

  • · Artikülasyon bozukluğu olan çocuk okula gidiyorsa sınıf öğretmenini ve branş öğretmenlerini bir yana bırakan bir terapi veya konuşma geliştirme çalışması düşünmek mümkün değildir.
  • · Öğretmen çocuğun artikülasyon bozukluğu olup olmadığını  ve  hatalı çıkardığı sesleri anlaması için önce Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden yararlanarak artikülasyon testi yaptırmalı ve artikülasyon çeşidi, hatalı seslerin adedi ve hatalı sesin başta sonda ya da ortada mı olduğu hakkında bilgi almalıdır.

Çocuk terapiye devam ediyorsa:

       Çocuk yetkili bir kurumda veya bu konuda yetişmiş bir uzman tarafından terapiye tabi tutuluyorsa , sınıf öğretmeninin yardımı iki ayrı yönde olabilir.

  • · Birinci gruptaki yardım çocuğa ait gerekli bilgileri toplamak ve ilgiliye vermektir.  Çocuğu, iyi bir şekilde gözleme fırsatına sahip olan öğretmen, inceleme veya tanıma fişleri diye adlandırılan fişlere yazacağı bilgilerde öğrencileri konuşma özellikleri yönünden de değerlendirmeye çalışmalıdır.
  • · Sınıf öğretmeninin ikinci gruptaki yardımı, terapi süresince çocuğa verilen ödevlerin yerine getirilmesinde, sınıfta gereken kolaylığı sağlamaktır. Uzmanla işbirliği yaparak onun tavsiyelerini yerine getirmek ve uygulamaların sonucundan uzmanı haberdar etmek, sınıf öğretmeninin en çok yardım edeceği konulardan biridir.

Çocuk terapiye devam etmiyorsa:

  • · Bugün için yurdumuzda konuşma özürünün düzeltilmesinde çalışabilecek yeterli sayıda eleman yoktur. Ama artikülasyon bozukluğu olan çocuk vardır. Bunlardan okul çağında olanlar çoğunlukla sınıflara bu özürleri ile devam etmektedir. Sınıflarında artikülasyon bozukluğu olan çocuklar  tamamen sınıf öğretmeninin anlayış, yeterlilik ve çabasına kalmaktadır. Bu sınıf öğretmeni artikülasyon bozukluklarını düzeltme çalışması yapsın mı demektir? Bazı belirli vakalar için evet. Fakat bu hiçbir zaman sınıf öğretmeni konuşma uzmanının yerini tutar demek değildir. Sınıf öğretmeni terapistin yerini tutacak fonksiyona sahip olmadığı gibi terapiyi sürdürmek için yeterli zamana da sahip değildir.
  • · Öğretmen çocuğa karşı sevecen, sabırlı, ve özverili olmalıdır. Çocuğun hatalı çıkardığı sesi hemen doğru olarak kazanamayacağı için aceleci davranmamalıdır.
  • · Önce çocuğun artikülasyonunun çeşidini ve çıkardığı hatalı seslerin bilinmesi gerekmektedir. Bu nedenle çalışmaya hatalı sesin doğru olarak çıkarılması ile başlayıp, doğru çıkarmaya başladığı sesi kelime içinde kullanması sağlanabilir.
  • · Öğretmen Türkçe dersinde artikülasyonu olan çocuklara daha fazla söz vermelidir. Parçanın okunuşunda her çıkardığı hatalı sese çocuğun dikkatini çekmeli ve öğretmen tarafından doğru telaffuz edilerek çocuğun tekrarlaması istenmelidir. Aynı uygulama anlatım çalışmaları, matematik dersinde problemin okunması gibi durumlarda da tekrarlanabilir.
  • · Öğretmen artikülasyon bozukluğu olan çocuklarda hatalı çıkardığı seslerden oluşan isteklerde bulunur. Örneğin ® harfinde artikülasyon bozukluğu olan bir çocuğa “Git ®asim Beyden tebeşir iste yoksa Tü®kan hanımdan iste gibi “çocuğun bu kelimeyi tekrar etmesi ve isteği yerine getirmesi istenebilir.
  • · Çocuklara öğretmen ara sıra şarkı, masal, öykü, kasetleri dinlettirilerek çocuğun çıkardığı hatalı sesin doğrusunu öğrenmesi, anlaması ve dikkatinin çekilmesi sağlanabilir.
  • · Sınıfta mani, tekerleme, şarkı söylenerek çocuğun hatalı çıkardığı sesler tekrar ettirilebilir.
  • · Öğretmen bir parça okurken bilinçli hatalar yaparak çocuğun bunları kaydetmesini ve doğrularını kendisinin telaffuz etmesini sağlayabilir.
  • · Öğretmen bir parçayı okur çocuk çıkarmakta güçlük çektiği sesi işaretler.
  • · Sınıfta başka artikülasyonu olan çocuklar birbirlerini dinleyip yanlışları not edip, kendi aralarında doğru sesi telaffuz etmeye çalışabilir.
  • · Çocuğa sınıf içi rutin işlerde görevler verilerek çocuğun günlük konuşmalarına dikkat ederek yanlış çıkardığı sesler üzerine yoğunlaşmalıdır. Artikülasyon bozukluğu eğitiminde sık görülen sorunlardan bir tanesi de; öğrenciye destek olmak amacıyla sürece katılan öğretmenlerin ilk anda çok fazla çaba harcayarak bıkkınlığa uğramaları yada başarı seviyelerini yüksek tutmak istemeleri dolayısıyla istenen hızda ilerleme sağlayamamalarıdır. Bütün bunlar öğretmeni etkilediği kadar öğrenciyi de etkiler. Çünkü bu gibi durumlarda öğrenci kendini baskı altında hissedebilir. Panik, engellenmişlik ve öğrenilmiş çaresizlik yaşayarak, psikolojik açıdan sorununu çözebilecek hale bir türlü gelemeyebilir.

KEKEMELİK

Kekemelik, çocuklarda genellikle okul öncesi yaşlarda ortaya çıkan, altını ıslatma, kıskançlık, yeme bozuklukları, tırnak yeme, parmak emme gibi bir uyum ve davranış bozukluğudur. Kekemelik, eğer herhangi bir organik bozukluğa bağlı değilse, psikolojik kökenlidir. Psikolojik kökenli olmayan kekemelik ve konuşma problemleri bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilemez.

Genellikle, erkek çocuklarda ve 2-4 yaşları arasında ortaya çıkan kekemeliğin farklı sebepleri vardır. Bu sebepler çok çeşitli olmakla birlikte aşağıdaki gibi 4 ana başlıkta özetlenebilir;

Travmatik yaşantılar ve korkular
– yangın, deprem gibi olaylar
– tüp patlaması, bina çökmesi gibi olaylar
– trafik kazaları
– hastalık ve ameliyatlar
– bir kavgaya tanık olma
– hayvandan korkma
– sesle korkutulma

Aile içi sorunlar
– evdeki kavgalar ve huzursuzluklar
– çocuğa uygulanan şiddet
– anne-baba arasındaki şiddet

Kayıp ve ayrılık
– ölüm nedeniyle aileden birinin kaybı
– boşanma nedeniyle anne-babadan ayrılma
– beklenmedik seyahatler nedeniyle ayrılık
– evcil hayvanın ölümü veya hayvandan ayrılma

Hatalı anne-baba tutumları
– baskıcı, aşırı disiplinli aile tutumları
– aşırı koruyucu aile tutumları
– alaycı, aşağılayıcı aile tutumlarıPsikolojik kökenli kekemeliklerin bir kısmı geçicidir, büyük bir çoğunluğu ergenlik dönemine kadar devam eder, bir kısmı ise 20 yaşlarından sonra azalır ancak dönem dönem yeniden ortaya çıkar. Çocukluk döneminden sonra devam eden kekemelikler stres, kaygı ve heyecan nedeniyle zaman zaman artabilir. Çocuklarda da, kekemelik sürekli olmayabilir; kaygı ve heyecanla zaman zaman artabilir, bazen kısa sürelerle de olsa tamamen ortadan kalkabilir.

Çocuklarda görülen psikolojik kökenli kekemelik, çocuğun çevresindeki kişilerin yanlış tutumlarıyla iyice kuvvetlenebilir ve pekişebilir. Anne-baba bu konuda dikkatli davransa bile, çocuğun etkileşimde olduğu diğer aile bireyleri, okul arkadaşları, öğretmenleri ve komşuların yaptığı hatalar nedeniyle çocuğun kekemeliği artabilir veya kekemelik nedeniyle başka sorunlar ortaya çıkabilir. Kekemeliknedeniyle ortaya çıkabilen diğer sorunlardan bir kaçı; öz-güven eksikliği, başarısızlık kaygısı, çeşitli korkular, okul başarısızlığı ve içe kapanıklıktır. Bu nedenle, ailelerin, kekemeliğin kendiliğinden geçmesini beklemeleri doğru değildir. Kekemelik kendisi bir sorun olmanın ötesinde, yeni sorunlara da sebep olabildiği için, anne-babaların en kısa zamanda bir uzmandan yardım almaları gerekir. Aileler gittikleri uzmandan, yalnız kekemeliğin tedavisi için değil, kekeme çocuğa karşı tutumlar ve kekemeliğe bağlı gelişebilecek yeni sorunların önlenmesi için yapılması gerekenlerle ilgili de yardım almalılar.

Kekemelik sorunu olan çocuk bir uzmanın kontrolünde olsa bile, anne-babalara ve çocukla etkileşimde olan herkese düşen görevler vardır. Kekemeliği olan çocuklarda aşağıdaki noktalara dikkat etmek gerekir;

  • Çocuk konuşurken, konuşması düzeltilmemelidir.
  • Konuşmasını dinlerken sabırsız ve sinirli davranmamalı, başka şeylerle ilgilenilmemelidir.
  • Konuşmasıyla alay edilmemeli, çocuk küçümsenmemelidir.
  • Konuşmaları taklit edilmemeli, başkalarının taklit etmesi de önlenmelidir.
  • Dikkatini konuşmasına vermesi önlenmelidir; sık sık konuşturmak, güzel konuşmasını öğretmeye çalışmak gibi davranışlar, konuşma sorununun altını çizeceği için kekemeliği artırır.
  • Kendine güven kaybını önlemek için diğer alanlarda yaptığı olumlu şeyler övülmeli, küçük sorumluluklar vererek yaptıkları onaylanmalıdır.
  • Anne-baba olarak aşırı baskıcı ve koruyucu tutumlardan uzak durulmalıdır.
  • Çocuk, kardeşlerle ve diğer çocuklarla kıyaslanmamalıdır.
  • Çocuk sık sık eleştirilmemeli ve azarlanmamalıdır.
  • Heyecanlandığı durumlarda sakinleştirmeye çalışılmalıdır.
  • Başkalarına onun yanında kekemeliğinden söz edilmemelidir.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın

Site İçi Arama
Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM